Kurmaca Alıştırmaları: Postmodern bir Oynaşı

Paris’te tıklım tıklım dolu Contrescarpe-Champerret otobüsünde gençten bir yolcu vardır. Dikkat çekecek derecede uzun boylu ve bir hindi gibi uzun boyunludur. Aylardan Temmuz olmasına karşın, kalın bir palto giymiş oluşu biraz tuhaftır. Ama asıl ilginç olan, başındaki fötr şapkadır: Çevresine, genellikle olduğu gibi, bir kordela değil, bükülmüş kalın bir sicim dolanmıştır bu şapkanın. Yolculuk olaysız geçmez. Genç adam, inip binen yolculara yol vermek gerekçesiyle onu arkadan itiştiren ve bu arada ayağına basıp duran yaşlıca bir yolcuya şiddetle çıkışır. Yaşlı adam ise bu lafları pek umursamaz. Dudaklarında mütebessim bir ifadeyle dikilip durur. Genç adam boşalan bir koltuğa kendini atar. İki saat sonra, Gare St. Lazare’ın önündeki mahşerî kalabalıkta, genç adam yine kendisi gibi genç bir arkadaşıyla konuşmaktadır. Arkadaşı parmağıyla genç adamın göğsündeki bir düğmeyi işaret ederek birşeyler söyler.
 
Sıradan bir öykü mü? Evet, haklı olabilirsiniz, ama OULIPO’nun [Ouvroir de la littérature potentielle] kurucularından, yazının uçbeyi Raymond Queuneau, Biçem Alıştırmaları [Sel Yayıncılık, çeviren: Armağan Ekici] adlı yapıtında, bu sıradan öyküyü doksan dokuz değişik biçem kullanarak aktarmıştı. Gökdemir İhsan ise, bir “début” sayılabilecek bu kitabında (yazarın ilk kitabı olan Katakofti Simurg Yayınları’nca yayımlanmış, ama hak ettiği ilgiyi bulamamıştı), aynı öyküyü, yukarıda vermeye çalıştığım ana çizgileriyle ele alıyor ve, Queuneau’ya nazire yaparcasına, doksan dokuz ayrı biçemde değil, ama otuz üç değişik kurguyla anlatıyor.
 
Neler yok ki bu rengârenk kataloğun içinde: paranoid komplo teorileri, uçuk bilim kurgu pastişleri, casusluk ve polisiye öyküleri, melodramlar vb... Ve bu arada çoğu yazın dünyasından ve kimisi de popüler kültürden göndermeler gırla gidiyor, tanıdık simalar birer birer sökün ediyor. Ayak uydurulmayı bekleyen, otuz üç kısım tekmili birden postmodern bir oynaşı aslında bu metin. Size bir fikir verebilmek için, ilk bakışta saptayabildiğim açık ya da örtük göndermelerden birkaçını sıralayayım: Raymond Queneau, Exercice de style, Zazie dans le métro, Georges Perec, L’Homme qui dort, Les Choses, J. L. Borges, Arthur Rimbaud, J. P. Sartre, Julien Gracq, Le Rivage des Syrtes, Julien Green, Franz Kafka, Der Prozeß, Orson Welles, The Trial, Federico Garcia Lorca, Italo Calvino, Se una notte d’inverno un viaggiatore, Dante Alighieri, Il Fiore (Roman de la rose), La Voile d’Isis, G. K. Chesterton, R. L. Stevenson, The Club of Suicides, Philip K. Dick, Do Androids Dream of Electric Sheep, Ridley & Tony Scott, Bladerunner, Oscar Wilde, Gerhard Köpf, Borges Yok, Adolfo Bioy Casares, Platon, Sokrates’in Savunması, Cicero, Demosthenes, Gilles Deleuze, Umberto Eco, Gülün Adı, Foucault Sarkacı, Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Wittgenstein, William Shakespeare, The Merchant of Venice, Kabbala, Roland Barthes, Enis Batur, Cem Akaş, Lost... Elim yorulduğu için burada duruyorum, çünkü bu dizelge böyle uzayıp gidiyor. Tabii yalnızca ilk bakışta ayırdına vardıklarım bunlar. Yoksa çok daha fazlasının olduğuna emin olabilirsiniz. Hatta, şaşmayın, birkaç yerde kitabın kendisine (Exercice de fiction) bile gönderme var! Kısacası, girift bir göndermeler yumağıyla karşı karşıyayız.
 
Bunca addan gözünüz mü korktu? Korkmayın, bu dört başı mamur düğümü çözmeye sıvanmaktan çekinmeyecek, gözüpek okur için, bir ipucu vermeyi de ihmal etmemiş yazar: Kitabın sonunda beş sayfalık bir alfabetik gönderme dizini yer alıyor. Diğer yapıtlara, ansiklopedilere ya da internete baş vurabilirsiniz. Yazını ve okumayı sevmeyenler için hayli umutsuz bir durum tabii. Kitap hasbelkader ellerine geçse bile, bir iki sayfanın sonunda pes edecek ve kitabı sıkıntıyla bir kenara fırlatıp televizyondaki gına getiren dizilerini izlemeye ya da internette facebook üzerinden sürüdaşlarıyla mesajlaşmaya koşacaklar. Ne demeli, yakışır. Yazını gerçekten sevenlerin, oyun oynamaktan hoşlananların ve bilmece çözmekten korkmayanların ise, bu kitaptan nice hazlar devşirecekleri kesin. Ee, böyledir: “Rencide olur dide-i huffaş ziyadan.”
 
Yazın konusunda derin bir bilgiye sahip olmak, oysa, bu kitabı anlamakta okura her ne kadar yardımcı olacaksa da, bence kesinlikle bir önkoşul değil; asıl anahtar, yazını sevmek ve iz sürmeye hazır olmak. Karmaşık göndermeler tümüyle anlaşılmasa bile, öykü izlenebiliyor; ama tabii göndermeler anlaşılabilirse, okurun önünde sihirli bir kapı açılıyor ve böylece herşeyi yeni bir ışık altında görüp yeniden anlamlandırabiliyor okur. Ancak, şöyle ya da böyle, ne olursa olsun, yazarın bu denli sıradan –kitabı okuyunca, anlıyorsunuz: görünüşte sıradan, tabii– bir öyküyü bu denli büyük bir çeşitlilik içinde anlatmasına şaşmadan edemiyor kişi.
 
Betimlemeye çalıştığım bu durum dolayısıyla, kitabın, meraklı okurları, birçok başka yapıta göndereceğini söylemek abartı olmaz. Böylelikle, kendisinden önceki yazına da bir anlamda şapka çıkarmış, borç ödemiş oluyor kitap. Mingayrıhaddin, kendi payıma konuşayım: Gökdemir İhsan bu kitabıyla “yazarlık sınavı”nı –eğer böyle birşey varsa– yıldızlı pekiyiyle geçmiş ve icazetini alıp yazın dünyasına girmeye hak kazandığını herkese kanıtlamıştır. Bize kalan ise, postmodern yazının bu denli iyi bir örneğini yazınımıza kazandırdığı için Gökdemir İhsan’a teşekkür etmek.
 
Bu arada, benim de OULIPO için bir Türkçe karşılık önermeme izin var mı: GİYİŞ – Gizil Yazın İşliği. Fazla cinfikirli, fazla oyunbaz mı? Eh, iyi ya, o zaman OULIPO ruhuna daha uygundur. 
 
Ali Teoman
30 Ekim 2010, Radikal Kitap

Yazar: 
Gökdemir İhsan
Kitap Adı: 
Kurmaca Alıştırmaları
Yayın yeri: 
İstanbul
Yayıncı: 
Sel Yayıncılık
Yayın Yılı: 
2010